Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi E 2018/886 K 2019/273 Garson A5 Beraat
Ankesörlü arama, beraat kararı

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi E 2018/886 K 2019/273 Garson A5 Beraat


  •  Yönetici
  •  1.846
  • 1.590 ileti

Gönderim • 27 Ekim

T.C.

DİYARBAKIR

8. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DOSYA NO   : 2018/886 Esas

KARAR NO   : 2019/273

C.SAVCILIĞI ESAS NO      : 2018/20533

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

GEREKÇELİ KARAR

BAŞKAN                    :

ÜYE                            :

ÜYE                            :

C. SAVCISI                :

KATİP                         :

DAVACI                    : K.H.

SANIK                        :

VEKİLİ                      :

SUÇ                            : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

SUÇ TARİHİ / SAATİ          : 27/11/2018

SUÇ YERİ                  : DİYARBAKIR/MERKEZ

KARAR TARİHİ       : 11/04/2019

KARAR TÜRÜ          : BERAAT

Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA  :

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 06/12/2018 tarih ve 2018/20533 esas sayılı iddianamesi ile; 

FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE İLİŞKİN BU AÇIKLAMALAR IŞIĞINDA; ŞÜPHELİ ENES İZGİ’NİN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ:

Şüpheli ………………….’nin Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünde çalışmakta iken 701 sayılı KHK kapsamında meslekten ihraç edilmesi üzerine hakkında yapılan araştırmalarda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 soruşturma numaralı dosyası kapsamında örgüt mensubundan ele geçirilen mikro SD kart içeriğinde şüpheliye ilişkin bilgiler bulunması üzerine soruşturmaya başlanıldığı,

Şüpheli ……………….. hakkında yapılan araştırmalarda;

– FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin gizlilik içerisinde iletişim kurmalarını sağlayan Bylock programını kullanmadığının tespit edildiği,

– Bank Asya isimli bankada hesabının bulunmadığı,

– FETÖ/PDY  silahlı terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı şirketlerde SGK kaydının bulunmadığının tespit edildiği,

– FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı eğitim kurumlarında, vakıflar ile derneklerde kaydının bulunmadığının tespit edildiği,

– Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığınca 07/08/2018 tarih ve 2018/698 muhabere evrak numaralı Veri İnceleme Raporunda yer alan tüm listede şüphelinin örgüt tarafından “A5” yani “FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişiler” olarak  belirtildiği,

Şüphelinin kollukta alınan ifadesinde özetle; FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir irtibatının olmadığını,  sohbet adı altında yapılan görüşmelere katılmadığını,  hakkındaki veri inceleme raporunu kabul etmediğini beyan ettiği,

Şüphelinin yukarıda anlatıldığı şekilde; Veri İnceleme Raporunda hakkında örgüt üyesi olduğuna yönelik bilgiler bulunması ve bu bilgi içeriğinde şüphelinin örgüte bağlılığının üst seviyede olduğunun belirtilmiş olduğu hususu nazara alındığında; Fettullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve bu suretle üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmakla;

Şüphelinin Mahkemenizde yargılamasının yapılarak eylemine uyan ve yukarıda gösterilen sevk maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA, işlemiş olduğu kasti suçun kanuni neticesi olarak şüpheli hakkında TCK’nın 53/1-2-3 maddesinin UYGULANMASINA, şüphelinin terör örgütüne üye olma suçunu işlediği dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 58/9 maddesi uyarınca hakkında TEKERRÜR hükümlerinin uygulanmasına, gözaltında geçirdiği sürelerin cezadan mahsubuna ve yargılama sonunda CMK’nın 325’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün yargılama giderlerinin şüpheliden TAHSİLİNE  karar verilmesi istemi ile Mahkememize kamu davası açılmıştır.

SAVUNMA                                       :

Sanık  ………………..mahkememizde; “Ben daha öncesinden komiser yardımcısıydım, ben açığa alındım, daha sonra mesleğime geri döndüm, 6 ay çalıştıktan sonra tekrar açığa alındım, daha sonrasında ihraç oldum,

Sanığa veri inceleme raporu okundu.

Sanıktan soruldu : Ben gizli tanığı tanımıyorum, kodlamayı nasıl yaptığını da bilmiyorum, iftiradır, veri inceleme raporunun içeriğini kabul etmiyorum, bunların etki olarak kullandığı haberleşme programını kullanmışlığım yoktur, maddi destek vermişliğim yoktur, bana neden böyle bir kod verildiğini bilemiyorum, ………………..numara bana aittir, GSM bilgilerimi emniyet bilir, çevik kuvvette çalıştım, 15 temmuzdan önce cemaat olarak bilinen sonrasında örgüt olarak bilinen yapıyla kesinlikle herhangi bir bağlantım olmamıştır, sohbetlerine katılmış değilim, suçlamaları kabul etmiyorum,” şeklinde savunma yapmıştır.

Sanık  ………………..müdafi Av.  ………………..ise; “Dosya kapsamını incelendiğinde örgütle bağı olmadığı açıktır, ne bylocku vardı ne bank asyada hesabı vardır, herhangi bir destek sağlanmamıştır, sadece dökümanda ismi geçmiştir, bu husus soyuttur, müvekkilkin bu suçu işlediğini düşünmüyoruz, beraatini talep ederiz” şeklinde savunma yapmıştır.

DELİLLER                                        :

1- İddia ve Sanığın Savunması

2-  07/08/2018 tarihli Veri İnceleme Raporu;

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı  Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı “Emniyet Mahrem Yapılanması” soruşturması kapsamında ele geçirilen micro SD kartın yapılan incelemesinde sanık hakkında “A5” şeklinde kodlama yapıldığının anlaşıldığı, bu kodun “FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade ettiği” şeklinde değerlendirildiği anlaşılmıştır.

3-31/10/2018 tarihli Tutanak

4-Nüfus ve Adli Sicil Kayıtları

5- Dosya İçerisinde Bulunan Sair Belge ve Tutanaklar

İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında; “Yapılan yargılama, sanık beyanı ve tüm dosya kapsamından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında ele geçirilen fişleme kayıtlarında sanığın ‘A5’ olarak fişlenmesi nedeniyle sanık hakkında her ne kadar, Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, TCK’nun 314/2. Maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanık hakkındaki fişlemenin başka bir kişinin sanık hakkındaki kanaatini yazması şeklinde olduğu,  sanığın örgütün hiyerarşisinde nasıl yer aldığı, ne şekilde görev yaptığı şeklinde somut bir veri içermediği görülmektedir. Sanık, bylock gibi örgütsel nitelikte olan ve kendi iradesi ile kullanabileceği bir iletişim uygulamasını kullanmamış, terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı tespit edilen herhangi bir dernek, vakıf, iş yeri ile bağı tespit edilememiştir. Sanık Bank Asya da terör örgütü elebaşısının çağrısına rağmen herhangi bir hesap açtırmamıştır. Sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine dair savunmasının aksine dosya kapsamında somut delil bulunmaması, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile bağlı olarak hareket ettiğine ve üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın  atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca isnat edilen suçtan beraatine, yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur, ” şeklinde mütalaada bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE   :

İddia Makamının Diğer İddiaları ve Savunma Makamının Diğer Savunmaları Reddedilerek Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;

Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)

Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Ceza yargılamasının en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi olan  “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir.

BU KAPSAMDA;

Her ne kadar Garson (K) adlı  şahıstan ele geçirilen micro SD kartın incelenmesi üzerine sanık hakkında düzenlenen veri inceleme raporunda; sanığın A5 (FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade ettiği) şeklinde fişlendiği gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın bylock kullanıcısı olmaması, örgüte müzahir dernek/vakıf/sendika/şirket kaydının bulunmaması, bankasya da hesabının bulunmaması, sanığın terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ilişkin somut bir delil tespit edilememiş olması ile sanığın suçu redde yönelik ısrarlı savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanık adına düzenlenen veri inceleme raporundaki fişleme kayıtları dışında sanığın silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile organik bağ kurup örgütün amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunduğuna ve üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi karşısında, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi olan “şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo)” ilkesi ve AİHS’nin 6/2 maddesinde garanti altına alınan masumiyet karinesi uyarınca, üzerine atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle, sanığın CMK.nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM         :Yukarıda açıklanan gerekçelerle,

Sanık  ………………..hakkında TCK’nın 314/2. maddesi kapsamında kalan Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan dolayı açılan kamu davasında; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,

Dosyada yapılan yargılama giderlerinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına,

5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 16/1 maddesi uyarınca kesinleşecek kararın soruşturmada görev alan kolluk birimlerince UYAP EKRANINDAN ALINMASINA,

Verilen kararın Cumhuriyet Savcısına ,   sanığa ve sanık müdafine açıklandığı günden itibaren 7 gün içinde Mahkememize veya başka bir yer Ağır Ceza Mahkemesi’ne verilecek dilekçe veya Hakim tarafından onaylanmak ve tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt katibine (tutuklu ise bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek suretiyle) yapılacak beyan ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Ceza Dairesine istinaf yoluna başvurma olanağının bulunduğuna, süresinde istinaf yoluna başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceğine,

Dair oybirliği ile mütalaaya uygun olarak verilen hüküm; sanık ve sanık müdafinin  yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısının huzurunda açıkça okunup gerekçesi ana çizgileriyle usulen anlatıldı. 11/04/2019

Başkan                          Üye                           Üye                             Z. Kâtibi

¸e-imzalıdır      ¸         e-imzalıdır                  e-imzalıdır                  e-imzalıdır

Bir cevap yazın

KAPAT
1
Merhabalar. Her türlü sorununuz için ve randevu için bize yazabilirsiniz.
Powered by